Son Yazılar
Ana Sayfa >> Esmâü’l-Hüsnâ >> Es-Selâm İsminin Anlamı & Faziletleri
Es-selâm ismi şerifin anlam ve Faziletleri

Es-Selâm İsminin Anlamı & Faziletleri

Es-selâm ismi şerifin anlam ve Faziletleri


              Es-Selâm ism-i şerîfi, Allah Teâlâ’nın akla gelebilecek her türlü olumsuz durumlara düşmekten münezzeh olduğunu ve kullarını tehlikelerden ve şerlerden selâmete çıkaran yegâne varlık olduğunu, cennete giren kullarını bahtiyar kılıp onlara selâm eden oluşunu ifade eder.

Kulların selâmı, güven vermesi ve himayelerinde bulunanları muhafaza etmeleri, kul planındaki sınırlı işlerdir. Allah Teâlâ’nın muhafaza etmesi ve tehlikelerden koruması ise küllî planda, sınırsız ve herhangi bir yardıma, desteğe ihtiyaç duymayacak şekildedir. es-Selâm ism-i şerîfi, Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadîs-i şerîflerde çokça geçen ve sıklıkla atıf yapılan ism-i şerîflerdendir.

Es-Selâm ism-i şerîfinin kullara bakan yönü her şeyden evvel Allah Teâlâ’ya dayanıp güvenmeyi emreder.

              Kâinattaki oluşları afetlerden, belâlardan ve kazalardan salim kılacak yegâne varlığın O olduğu hakikatine varan kullar, vesilelerin hakikatte ne olduğunun ve her şeyin asıl fâilinin Allah Teâlâ olduğu bilincine sahip, sırlara ermiş kullardır.

          Dünya hayatı sona erdikten sonra da insan, kabirde ve ahiret merhalelerinde selâmete çıkma ümidini taşır. Zira dünyevî ve uhrevî her türlü selâmetin sahibi ve bunu irade edecek olan da ancak Allah Teâlâ’dır.

              Bu ism-i şerîfin manasını gönlüne nakşedenler, Allah Teâlâ’nın yardımından ümidini kesmez ve gerçekleşen hâdiselerin hikmetlerine vakıf olurlar.

Es-selam isminin Faziletleri ve Zikrindeki Faydalar

                “Yâ Selâm” ism-i şerîfi, eceli henüz gelmemiş bir hastaya her gün 131 (yüz otuz bir) defa okunduğu takdirde hastalık kısa bir süre içerisinde iyileşir ve hasta sıhhate ve selâmete kavuşur.

                 Bu ism-i şerîfe belirtilen sayıda devam eden kişinin kalbine huzur ve sekinet indirilir; o kalp, selim bir kalp hâline gelir. Bir kimseden istenilen asıl şey de bu selim kalptir. Dolayısıyla selim kalbe sahip olan kimse, ahiret azığını da tamam etmiş demektir.

Bu zikre her gün aynı sayıda devam eden kimseye dünya afetleri işlemez.

                Bu ism-i şerîfe sayı gözetmeksizin bir kimse ihlâs ve samimiyetle devam etse kendisine ahiret ve dünya işlerinde kolaylık ihsan edilir; o kul, belâ ve musibetlerden emin kılınır.

          Bu zikre herhangi bir hastalıktan kurtularak şifa bulma niyetiyle devam edildiği takdirde hastalığı atlatmak müyesser olur.

ADEM AS VE SELAM

Ebû Hüreyre ra den rivayet edildiğine göre, Nebî (A.S.) şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ Âdem as  yaratınca ona: 

– Git şu oturmakta olan meleklere selâm ver ve senin selâmına nasıl karşılık vereceklerini de güzelce dinle; çünkü senin ve senin çocuklarının selâmı o olacaktır, buyurdu. Âdem aleyhisselâm meleklere:

– es-Selâmü aleyküm, dedi. Melekler:

– es-Selâmü aleyke ve rahmetullâh, karşılığını verdiler. Onun selâmına “ve rahmetullâh”ı ilâve ettiler.” (Buhârî, Müslim) 

HZ.İBRAHİM (as)

 “İbrahim’in şerefli misafirlerinin haberi sana geldi mi? Hani onlar İbrahim’in huzuruna girmişlerdi de, selâm sana, demişlerdi. İbrahim, size de selâm, demişti.” (Zariyat/25)

Şu kadarı var ki, yüce Allah Kur’ân’da çok kere Hz. İbrahim’in kıssası kapsamında da bu ifadeyi aktarır. Bu da tıpkı hac vb. gibi, “Selâm”ın da cahiliye Arapları arasında yaşayan, İbrahim’in tevhit esaslı dininin bir kalıntısı olduğuna ilişkin bir kanıttır. Yüce Allah Hz. İbrahim’in, babasıyla bir diyalogunda şöyle dediğini aktarır.

Sana selâm olsun, dedi, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim.” (Meryem/47)

Andolsun ki elçilerimiz (melekler), İbrahim’e müjde getirdiler ve ‘Selâm (sana)!’ dediler, o ‘(Size de) selâm’ dedi.” (Hûd/69) Bu kıssa, Kur’ân’da birkaç kez anlatılmıştır.

Yüce Allah bunun, aynı zamanda gözde meleklerinin de selâmlaşma aracı olduğunu belirtmiştir:

“Melekler, tertemiz olarak canlarını aldığı kimselere; ‘Size selâm olsun’ derler.” (Nahl/32)

“Melekler de her kapıdan yanlarına varırlar; ‘Sabretmenize karşılık size selâm olsun.’ derler.” (Ra’d/23-24)

Yine bunun, cennet halkının da selâmlaşma aracı olduğunu bildirir: “Oradaki dirlik temennileri ‘selâm’dır.” (Yûnus/10)

“Orada ne boş bir söz ve ne de günaha sokan bir laf işitirler. Duydukları söz, yalnız ‘selâm, selâm’dır.” (Vâkıa/25-26)

Lisan-ül Arap adlı sözlük kitabında konuyla ilgili olarak şöyle deniyor:

“Cahiliye döneminde Arapların selâmlaşmaları şöyleydi: Biri arkadaşıyla karşılaşınca ona, ‘En’im saba-hen=iyi sabahlar’ ve ‘abeyt-el la’n=cenabınızda lâneti gerektiren bir durum olmasın’ derdi. Bir de ‘selâmün aleyküm’ derlerdi. Bu son cümle, barışma işaretiydi; aramızda savaş yok anlamını ifade ederdi. Sonra yüce Allah İslâm dinini gönderdi ve karşılaşmalarda ‘selâm’la yetinilmesi öngörüldü. Bu selâmlaşma şeklini yaygınlaştırmaları emredildi.” [Lisân-ul Arap’tan aldığımız alıntı burada son buldu.] 

Cennete girerken müminler selamla karşılanırlar, cennette de birbirleriyle selamlaşırlar Dünyada ve ahiretteki güzel ve huzurlu bir yaşam, mümin kulları üzerinde, sonsuz şefkat sahibi olan Allah(cc)’ın ‘Selam’ sıfatının tecellilerindendir Dünyada güzel bir hayatla yaşayan, Rabbimize kulluk edip yaptığı salih amellerden ecir kazanan mümin, ahirette de ‘hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak’ cennete girecektir Allah(cc) samimi kullarının ahirette karşılaşacakları ortamı Kuran’da şöyle haber vermiştir:

 “İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar” (Furkan/75)

Selâm adapları

 “Binitli olan yürüyene, yürüyen oturana, sayıca az olan çok olana selâm verir.” (Riyazü’s-Salihin)

 “Sizden biriniz din kardeşine rastladığında ona selâm versin. Eğer ikisinin arasına ağaç, duvar ve taş girer de tekrar karşılaşırlarsa, tekrar selâm versin.” (Riyazü’s-Salihin)

Enes  ra şöyle demiştir: Resûlullah sas bana:“Yavrucuğum! Kendi ailenin yanına girdiğinde onlara selâm ver ki, sana ve ev halkına bereket olsun” buyurdu. (Riyazü’s-Salihin)

Ebû Hüreyre  ra’den rivayet edildiğine göre, Resûlalah sas şöyle buyurdu:

“Sizden biriniz bir meclise vardığında selâm versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selâm versin. Önce verdiği selâm, sonraki selâmından daha üstün değildir.” (Riyazü’s-Salihin)

Selamla ilgili birkaç hadis şöyledir:

Hz. Peygamber, Allah’a yemin ederek başladığı bir hadiste “İman etmedikçe cennete gire­mezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız” buyurduktan sonra ya­nındakilere, ancak selâmlaşarak aralarında sevgi bağı kurabileceklerini bildirmiştir {Müslim, iman, 93; İbn Mâce, Edeb, 11).

“size bir selâm verildiği zaman ondan daha iyisiyle mukabele edin veya aynısıyla selâm verin” (Nisa/86)

İmrân İbni Husayn  ra şöyle dedi:

Nebî A.S. e bir adam geldi ve: – es-Selâmü aleyküm, dedi. Hz.Peygamber onun selâmına aynı şekilde karşılık verdikten sonra adam oturdu.

Nebî A.S.- “On sevap kazandı” buyurdu.

Sonra bir başka adam geldi, o da:- es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah, dedi. Peygamberimiz ona da verdiği selâmın aynıyla mukâbelede bulundu. O kişi de yerine oturdu.

Hz. Peygamber:- “Yirmi sevap kazandı” buyurdu. Daha sonra bir başka adam geldi ve:

– es-Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh, dedi. Hz. Peygamber o kişiye de selâmının aynıyla karşılık verdi. O kişi de yerine oturdu.

 Efendimiz:- “Otuz sevap kazandı” buyurdular. (Ebû Dâvûd, Edeb 132; Tirmizî, İsti’zân 2)

Size “günaydın” diyene siz de aynı sözcükle karşılık verebilirsiniz. Günaydın demek “bir temenni” den ibarettir. Selâmlaşmadan sonra bu tür iyi dileklerde bulunmakta hiçbir sakınca olmaz. Ama bu tür kelimeleri bir “ibadet” olan “selam” sözcüklerinin alternatifi olarak düşünmek ve kullanmak yanlıştır.

Selâm kavramının anlamı

İslam“; selâmet bulma, selâmete erme, “selâm” isminin mânâsının sizde açığa çıkması anlamında!.  “Allah”ın “selâm” isminin mânâsı ortaya çıktığı zaman kişi, bir kısım ilâhi isimlerin mânâsıyla tahakkuk etmek suretiyle, cennet yaşamı dediğimiz yaşama geçer.

ES SELÂM… 

Yaratılmışlara (beden ve tabiat kayıtlarından; tehlikeden; boyutlarının kayıtlarından) selâmet ihsan eden, yakîn hâlini oluşturan; iman edenlere “İSLÂM”ın hazmını veren; Dar`üs Selâm (hakikatimize ait kuvvelerin tahakkuku) olan cennet boyutu hâlinin yaşamını meydana getiren! Rahîm isminin tetikleyerek açığa çıkardığı isim-özelliktir! “Selâmün kavlen min Rabbin Rahıym = Rahîm Rab`den “Selâm” sözü ulaşır (Selâm ismi özelliğini Rableri olan Esmâ hakikatlerinden açığa çıkan yolla yaşarlar)!” (Yâsîn: 58).

SELÂM :Yakin halini yaratan.

Yaratılmışlarda yakîn ve kurb hâlini oluşturup mâiyet sırrını açığa çıkartan

O (ismi) ALLAH olan ki, tanrısallık yoktur hüviyet (benlik sahibi) O’dur!.. Melîk (hükmeden), Kuddûs (saf, arı, orijini değişmemiş), Selâm (varlık kendine teslim olmuş), Mü’min (gayba imanı açığa çıkarıp tereddüt ve şüpheyi yok eden), Müheymin (farkındalığı dışında hiçbir şey olmayan), Azîz (dilediğini yapan, misli olmayan), Cebbâr (yaratmış olduğu sistem sonucu dilediğini karşı konulmaz şekilde açığa çıkaran), Mütekebbir (kibriyâ, benlik sahibi)… ismi “ALLAH” olan şirk koşulmasından beridir (yalnızca şirk koştuğunu sanan olabilir!)…

Esselâmu aleyküm derken “selâm” isminin mânâsını, evvelâ senin idrâk etmiş olman lâzım!..”Selâm” ismi, selâmete çıkma mânâsındadır!.. “Sen”den, selâmete çıkma!..Terkib kayıtlarından selâmete çıkma!..

Selâm isminin mânâsı, ilâhi isimlerde yüzme, gezme, o mânâlar içinde seyretmek hâlidir!.. Ancak bu da Allah’ı bilmekle mümkün olur.. Yani, sen ona “selâm olsun sana” dediğin zaman, terkib kayıtlarından âzâde olma, kurtulma, selâmete erme mânâsında olarak bilinçli şekilde , böyle bir temenni ile selâm vermelisin!.. Bunu yaptığın zaman, bunda bir şartlanma, bir alışkanlık bir tabiat terkibi sözkonusu olmayıp; şuurlu olarak ortaya koyduğun bir fiil ve karşındakine şuurlu olarak bir yönelme sözkonusudur!..

HAŞR/23-) “HU”vAllâhulleziy lâ ilâhe illâ “HÛ”* el Melik`ül Kuddûs`üs Selâm`ul Mu`min`ul Müheymin`ul `Aziyz`ul Cebbâr`ul Mütekebbir* SubhânAllâhi `ammâ yüşrikûn;

“HÛ” Allâh, tanrı yok, sadece “HÛ”! Melik`tir (efâl, oluşlar âleminde mutlak hükmü yürüyen), Kuddûs`tür (yaratılmışlığa ve kevne ait nitelenmelerden, yaratılmış kavramlardan münezzeh), Selâm`dır (yaratılmışlarda yakîn ve kurb hâlini oluşturup mâiyet sırrını açığa çıkartan), Mu`min`dir (iman açığa çıkartarak hakikatini müşahedeye yönelten), Müheymin`dir (gözetip himaye eden, muhteşem azametini seyirde yaratılmışlığı kaldıran), Aziyz`dir (karşı konulması imkânsız olarak dilediğini yapan), Cebbâr`dır (iradesini zorunlu kabul ettiren), Mütekebbir`dir (Mutlak yegâne Kibriyâ {eniyeti} olan)! Allâh, onların ortak koştukları tanrı kavramlarından Subhan`dır!

Sosyal Ağlarda Bu Konuyu Paylaşırmısınız.?

Hakkında islamvehayat

> Ayrıca Bakınız <

Er-Rahmân İsminin Anlamı & Faziletleri

Er-Rahmân İsminin Anlamı & Faziletleri Türkçeye en doğru şekliyle, “esirgeyen ve bağışlayan” ifadeleriyle çevirebileceğimiz “er-Rahmân” …

Bir yorum

  1. Es-Selam İsmi Şerifin Anlam ve Faziletleri,Esma-ul Hüsna

Bir cevap yazın